24 Mayıs 2018 Perşembe

Hayat yuvarlak sahnede tiyatro gibidir: Rolünüzü oynayıp alkışları toplayın

Mayıs 24, 2018 0
10 gün süren eğitimlerden sonra artık beni etiketleyen sıfatlar olmadığımı, bu sıfatların her an değişebileceğini, kendimin ise hiç değişmeyen ve ölümsüz bir ruh olduğumu artık öğrenmiştim. İnsanlar çocuk olmaktan çıkıp ebeveyn oluyorlar, öğrenci olmaktan çıkıp iş adamı, hatta ondan da çıkıp emekli olabiliyorlar. Demek ki gerçek benliğimiz bu sıfatlar, etiketler değiller. Gerçek benliğimiz kimsenin bize öğretmediği, tanıtmadığı, vücudumuzu barınak, ambalaj, olarak kullanan bir ruh, ölümsüz bir enerji parçası.
Hayat yuvarlak sahnede tiyatro gibidir: Rolünüzü oynayıp alkışları toplayın
Yuvarlak bir sahne düşünün. Pasta grafiği (pie chart) gibi birçok dilime bölünmüş olsun. Biz de tam ortasında bir küçük yuvarlak soyunma odasında olalım. Sabah uyandığımızda “eş” sahnesinde uyanalım. Vee hemen eş sahnesinde rolümüzü oynamaya başlayalım. Eşimize bir öpücük verip, sarılmaca filan… Sonra derhal soyunma odasına dönüp, değişip, eş rolünden çıkıp baba rolüne girmece. Çocuklar sahnesinde çocukları uyandırmaca. Onlara bir iki nasihat vermece. Sonra yine eş sahnesine dönüş ve günlük planları konuşmaca, ciddi olmaca. Evden çıkınca da iş dünyasında başka bir sahnede ona uygun rolümüzü oynamaca. Her bir sahneden diğerine geçerken soyunma odasına girip değişmece ama bunu farkında olmadan yapmaca… 
Hatta daha iyisi, bir telefondan diğerine geçtiğinizi düşünün, Annenizle, çocuğunuzla, arkadaşınızla, bakkalla, patronla, müşterinizle, komşunuzla, kuzeninizle, konuştuğunuzu düşünün. Her bir konuşmada değişik bir sahnede rol oynuyorsunuz. Ses tonunuz, kendinize güveniniz, kullandığınız kelimeler, lisan hep değişik. Kimsiniz siz yahu?  Tanıyamıyorum sizi? Kimim ben?
Hiçbiri değiliz aslında. Biz tiyatro sahnesinde rolünü çok iyi oynayan veya oynamaya çalışan, alkış peşinde görevini, rolünü en iyi şekilde oynamak için yaşayan sanatçılarız.  Hedefimiz hep alkış toplamak. Eşimize iyi eş rolü yapıp onun onayını almak, çocuklarımıza iyi baba rolü oynayıp iyi evlat olmaları sayesinde alkış toplamak, müşterilere iyi rol yapıp malımızı satabilmek, arkadaşlarımıza iyi arkadaş rolü yapıp sevgilerinin devamını sağlamak. Aslında hep rol… Asıl sanatçı vücudumuzda barındırdığımız ruh. Asıl benliğimiz… Rolü oynayan ruh, alkışları toplayan ise ego.
Ego üzerine:
Ego deyince hemen ters almayın, ego şart. Ego ruhumuzu bu vücutta tutan, onu koruyan, rolümüzü iyi oynamamız için destek veren menajerimizdir. Ego olmazsa rol yok, sahne yok, yani oyuncu yok, yani bu vücutta barınamayız.  Ölür gideriz… Ruh’a bir şey olmaz, o serüvenine başka bir vücutta devam eder, ancak vücudumuz bu seferki dünyevi maceramızın hakkını verememiş olur.
Hayat yuvarlak sahnede tiyatro gibidir: Rolünüzü oynayıp alkışları toplayın
Egoizm üzerine:
Ego’nun azı karar, çoğu zarar. Bencillik ‘okey’dir.
İnsanın kendini koruması, ön plana almaya çalışması, kendini düşünüp onu kuvvetli tutmak için çaba sarf etmesi, egoyu desteklemesi ‘okey’. Okey olmayan bunu yaparken başkalarının haklarına tecavüz etmektir. Başkalarına saygısızlık etmek ‘okey değil’. En basitinden bir örnek: Biri konuşurken sözünü kesmek, “sahneyi çalmak” diyoruz buna. Karşımızdakini  dinlerken aklımıza, kendimizden bir hikaye gelir ya, konudan kopar, dinlemeyi keser kendi hikayemizi anlatmak için sabırsızlanırız ya, konuşanın sözünü artık dayanamayıp kesip kendi hikayemizi anlatmaya başlarız ya, hatta sesimizi yükseltir onu bastırırız ya… İşte saygısızlığın, egoizmin en basit versiyonu. Kısacası, başkalarını içeren her durumda saygıyı unutmayıp dikkatli olmak zorunda egomuz.   
Saygısızlık yok. Sarı kart…
Hayat, dilimlenmiş yuvarlak bir tiyatro sahnesi. Rolümüzü oynayacağız, alkışları toplamaya çalışacağız. Sarı kart almamak için kurallara uyacağız. Ama unutmayalım ki asıl benliğimiz oynadığımız roller değildir. Aktör ruhumuz, oyuna kanmamalı. İş sahnesindeki rol eve taşınmamalı. Müşteriye sinirlenen oyuncu çocuğundan çıkartmamalı acısını. Her bir sahneye ayrı ayrı hakkını vermeli. 
Bunun için tavsiyem, gerçek benliğinizi ruhunuzu tanıyın, onu anlayın ve her rol değişikliğinde soyunma odasına gidip değiştiğinizde bir dakika fazla kalıp rolleri birbirinden tamamıyla kopartın. 
Sessiz bir – iki dakika bizi derinliklerimize, çıplaklığımıza, ruhumuza götürür. Orada bir rolü bitirip, diğerine geçmek için zaman bulabiliriz. Bir çeşit meditasyon… Zaman şart. 
Zamanım yok demeyin, çünkü bu küçük zaman pencereleri sayesinde hayatın kalitesi çok artıyor. 
Kolay değil, pratiğimiz yok, öğretmediler, halen de öğretmiyorlar. 
Ben de yaptıkça öğreniyorum, öğrendikçe de öğretirim, söz… 


Devamı: https://www.uplifers.com/hayat-yuvarlak-sahnede-tiyatro-gibidir-rolunuzu-oynayip-alkislari-toplayin/#ixzz5GTXVZFZH

18 Mayıs 2018 Cuma

Bayanlar, Koşarken Yanınıza Neler Almalısınız ?

Mayıs 18, 2018 0

1. Koşarken toplu saçlarının bile süper tarz görünmesini sağlayacak renkli bir saç bandı

Tarz Kızların Koşarken Olmazsa Olmazı 6 Şey

2. Ter içinde kalmadan hafif ve serin bir şekilde koşabilmeni sağlayan hem şık hem fonksiyonel Dri-FIT üstler

Tarz Kızların Koşarken Olmazsa Olmazı 6 Şey

3. Müziksiz olmaz; hareketlerine uyum sağlarken koşuyu eğlenceye çeviren moda ikonu kulaklıklar

Tarz Kızların Koşarken Olmazsa Olmazı 6 Şey

4. Hem telefonundan ayrılmamanı hem de kaç kilometre koştuğunu gösteren uygulamaları kullanmanı sağlayan süper havalı bir telefon tutucu

Tarz Kızların Koşarken Olmazsa Olmazı 6 Şey

5. Seninle hareket ederek rahatlığını korurken, tarzınla da rüzgar gibi geçmeni sağlayan koşu taytı

Tarz Kızların Koşarken Olmazsa Olmazı 6 Şey

6. Ve tabii ki hem hafifliği ve performansı hem de süper şık görüntüsüyle tarzını bulutların üstüne taşıyan doğru koşu ayakkabısı!

Tarz Kızların Koşarken Olmazsa Olmazı 6 Şey

Tasarım Nedir ?

Mayıs 18, 2018 0
tasarım nedir ile ilgili görsel sonucu

Tasarım, bir planın ya da nesnenin, inşa sürecindeki mimari ve mühendislik çizimlerinin meydana getirilmesine denir. Hem fiil hem isim olarak kullanılan “tasarlamak” yeni bir ürün ya da obje için plan yaratma ve geliştirme sürecini tanımlar.

TASARIM

İngilizce ve Fransızca da ki “desing” kelimesi karşılığı olarak kullanılan tasarım kelimesi, aslen Latince kökenlidir. Farklı tanımlara sahiptir. Örneğin:
  • Algı ile kavram arasında bir bağlama aracıdır. Önemli özelliklere dikkat çeken tasarımın nesnel gerçeklik ile doğrudan ilişkisi yoktur.
  • Tasarım bilgi edinme öğesidir. Çünkü duyumsal tasarım ile zihinsel tasarım daima birbirini etkiler. Bu nedenle duyumsal bilgi ile ussal bilgi her zaman iç içedir. Gerçek bilgi ise böylelikle oluşur.
  • Tasarım, yaratıcı sürecin kendisi olup faaliyet için gerekli olan eskiz ve planların hazırlanması sürecindeki çalışmaları kapsamaktadır.
  • Tasarım, bir şeyi zihinde biçimlendirme, kurma, tasavvur etmedir.
  • Bilgisayar alanında ise araştırma bürolarında, yeni bir ürünün tasarımı için kullanılabilen bilişim tekniklerinin tümü.

Tasarımın Oluşumu ve Tasarımın Dalları

Bütün sanatların temelinde bir tasarım olgusu yatar. Dolayısıyla bir planlamaya sahip olur. Tasarlama, elde edilecek ürünün ve yapının organizasyonu ile ilgili her türlü faaliyeti içine almaktadır. Uygulamalı tasarım dalları:
  • Endüstri tasarımı
  • Çevre tasarımı
  • Grafik tasarımı
Endüstri tasarımı, makineler, teknolojik ürünler, mutfak malzemeleri, beyaz eşyalar ve diğer benzer ürünlerin üç boyutlu olarak tasarlanması ve geliştirilmesidir.
Çevre tasarımı, bina, peyzaj ve iç mekan tasarımını kapsayan oldukça geniş bir çalışma alanıdır.
Grafik tasarım ise broşür, afiş, kitap, dergi vb. okunan ve izlenen görüntülerin tasarımını yapmaktır. Grafik tasarımın amacı da gerek iletişim, gerekse estetik kaliteyi en üst düzeye çıkarmaktır.
Tasarım oluşturulurken kullanılacak alan ve beklentiler ile çağın gerekleri göz önüne alınır. Müşteri talebine göre şekillenen tasarımlarda görsel zenginliğin bütün öğeleri kullanılır.

Tasarım Süreci;

1)Problemin tanımlanması: Problemin tanımlanması tasarım sorunlarının çözümündeki ilk aşamadır. Konuyu anlamak ve benimsemek gerekir. Burada yaratıcılık ve sınırları zorlamak önemlidir.
2)Bilgi toplama: Problem hakkında mümkün olduğunca çok veri toplayarak hareket noktasını belirledikten sonra ilerlenebilir.
3)Yaratıcılık ve Buluş: Öncelikle konu hakkındaki bilgiler bir araya getirilerek değerlendirilir. Yaratıcılık en önemli aşamadır. Tasarımcı kağıda ilk eskizlerini karaladığında “dışavurumculu yaratıcılık” aşamasındadır. Eskiz biraz daha ayrıntılı bir hale getirildiğinde ise “üretken yaratıcılık” aşamasına geçilmiş olur.
4)Çözüm bulma: Araştırmanın sona erdirilmesi için olasılıklara çözüm bulmak gerekir. Çözüm olarak seçilen olasılıklar, daha sonra ayrıntılı taslaklar halinde hazırlanır.
5)Uygulama: Tüm aşamalardan geçmiş olan tasarımın hazır hale getirilmesi işlemidir.

TASARIM İLKELERİ

Bir tasarımın hammaddeleri şunlardır:
1)Çizgi: Düz ya da kıvrımlı, sürekli ya da kesik, grenli ya da keskin özelliklere sahip olabilir. Çizgiler karakterine ya da konumuna bağlı olarak bazı mesajlar iletebilir.
Düşey çizgi: Saygınlık
Yatay çizgi: Durgunluk
Kıvrımlı çizgi: Zafer
Diyalog çizgi: Canlılık
2)Ton: Kişilerde üç boyutluluk izlenimi oluşturmak için vurgulanmak istenen yüzeyin ışık yardımıyla dokusunu göstermektir.
3)Renk: Renkler psikolojik anlamlarına göre kişide farklı duygular uyandırabilir.
4)Doku: Yüzey üzerindeki tekrarlara dayalı biçimsel bir düzendir.
5)Biçim: Çizgilerin bir arada oluşu, tek bir çizgi içerisindeki dönüş ve kıvrımlar ile değişik tonların oluşturduğu yüzeylerdir.
6)Ölçü: Görsel unsurların belirli bir düzende olması gerekliliğidir.
7)Yön: Bir tasarım üzerindeki çizgiler ve noktalar değişik noktalara yönelerek bir hareket oluştururlar. Tasarımcı vereceği etki doğrultusunda bu hareketi yönlendirmekle yükümlüdür.

Bir tasarımın beş temel ilkesi bulunmaktadır.

1)Denge
2)Orantı ve görsel hiyerarşi
3)Görsel devamlılık
4)Bütünlük
5)Vurgulama
Tasarım çalışmalarında bu beş temel ilke göz önünde tutulmalıdır. Tasarım hazırlanırken denge, orantı ve görsel devamlılık bir bütünlük içerisinde iyi bir vurgulamayla verilmelidir.

TASARIMIN GÖRSELLEŞTİRİLMESİ

Tasarım ilk olarak taslak halinde hazırlanır. Her taslak birer zihinsel alıştırmadır. Taslak aşaması, tasarım sürecinin beklide en uzun tutulması gereken kısmıdır.
Yaratıcılığın sınırlarının zorlandığı taslak aşaması çalışmaların belirli bir olgunluğa erişmesinde izlenen yoldur. Tasarımlar oluşturulmadan önce taslakları hazırlanmalıdır.
Tasarımcı taslaklarını hazırladıktan sonra ayrıntılarını çıkararak görselleştirmesi tamamlanmış olur.

TASARIMIN OLUŞTURULMASI

Çizgi, yön, doku, oran- orantı ve renkten oluşan görsel öğeler kullanılarak tasarımın son aşamaları tamamlanır. Basit ve net tasarımlar ilgi çekeceği için görsellikte bütün ve kompozisyon önemlidir.
Tasarımın ticari ya da sanatsal amaçla oluşturulup oluşturulmadığı, hangi kitleye sunulacağı, neyi hedeflediği önemlidir. Sanatsal beğeniye ya da müşteri memnuniyetine sunulan tasarımlar farklı sonuçlarla dönerler.
Tasarımda her aşama birbirini etkileyeceği için yaratıcılıkla başlayan süreci sonucu alana kadar titizlikle takip etmek gerekir.